ATLAS LOGO
HASANKEYFE SADAKAT
Sadakat Çağrısı
Doğal Alanlar
Arkeolojik Alanlar
Haberler
News
Basından
Fotoğraf Galerisi
Sadakat Yolcuları
Ziyaretçi Defteri
Mesaj sayısı: 559


Başvuruculardan Murat Cano'nun Basın açıklaması

Hükümetin savunması ve talebi (bu savunma ve talep, ekte özetlenmiştir) karşısında mahkemenin vereceği karar; kültürel mirasın ve onda yüklü bulunan değerlerin, Avrupa uygarlığı'nın 'değer ölçüleri'ne ve uluslarüstü normlara göre temel haklardan olup olmadığını tayin edecektir.

Çünkü mahkeme; insan haklarını ve temel özgürlükleri korumaya dair Avrupa sözleşmesi'nin, 'kültürel miras hakkını' korumadığını kabul ederek konu bakımından yetkisiz olduğuna karar verirse, Avrupa uygarlığı'nın esaslı bir eksiğini hükmen saptamış olacaktır. Aksine bir düşünüşle, kültürel mirası ve onda yüklü bulunan değerleri temel hak olarak kabul edip davayı buna göre hükme bağlarsa, kültürel mirasın ve onda mevcut olan değerlerin, temel haklara ve özgürlüklere ilişkin uluslarüstü konvansiyonlarda ayrı bir bölüm halinde düzenlenmesi ile bunlar üzerinde işlenen suçların, 'insanlığa karşı işlenmiş tipte' suç sayılması, faillerinin yargılanması, bu suçlar için dava ve ceza zamanaşımının işlememesi, bu nedenle uluslararası ceza mahkemesi statüsü'nün genişletilmesi süreci başlayacaktır. Ve Türkiye bu sürece; 9. Yüzyılda Çiçero'nun Romalı general Verres'in Sicilya'daki anıtları yağmalamasına karşı başlattığı koruma öncülüğünden sonra, öncülük etmiş olacaktır.

Biz başvurucular; Türkiye'nin su kaynaklarının 'değeri'ni anlaması gerektiğine, suya dayalı yatırımlar yaparken; suyu, su rejimini, iklimi ve yatırımın çevresel değerlere etkisini iyi hesaplaması gerektiğine inanan yurtseverleriz. Türkiye'nin üstün kalıcı değerleri; su kaynakları, coğrafyasının iklimi ve milyonlarca yıllık fizyobiyolojik süreç sonucunda bu iklimde var olan zengin bitki ile hayvan çeşitliliği ve kültürel mirasıdır. Ilısu projesi gerçekleşirse; Dicle ırmağı'nın akışa geçen yıllık 16 milyar metreküplük suyunun 11 milyar metreküpü baraj rezervuarında hapsedilecektir. Su, bu miktarda tutulduğunda rejiminin bozulduğu, iklimin değiştiği ve değişen iklimle birlikte flora ile fauna zenginliğinin azaldığı, yüzyıllık dünya deneyiminden anlaşılmıştır. Ayrıca Ilısu havzası'nda Hasankeyf'le birlikte ikiyüzün üzerinde tarihsel yerleşme mevcuttur. Hasankeyf dışında bu yerleşmelerin hiçbirinde herhangi bir kazı yapılmamıştır. Baraj gölü, bütün tarihsel yerleşmeleri yutacaktır.

Ilısu projesi ile elde edilmesi amaçlanan enerjiyi; ırmağın bağlantı kolları üzerinde birden çok baraj ve hidrolik santral yapmak suretiyle elde etmek mümkündür. Devlet ve hükümet, bu seçeneği değerlendirmemekte direniyor. Halbuki öteki değerleri yok etmeden, iklimi ve su rejimini bozmadan, kalkınma amaçlı yatırım yapmak mümkündür. Türkiye; bugüne kadar ya doğru enerji kullanmadı, ya da enerjiyi doğru kullanmadı. Bu yüzdendir ki ergene havzası hariç, diğer 25 havzasını bütün değerleri ile birlikte yitirmek üzeredir. Türkiye'nin yatırım anlayışı böyle devam ederse, yakın gelecekte bu coğrafya, yaşanamaz hale gelir.

Hasankeyf siti, taşınamaz. Çünkü bu sitteki yapıların çoğu ortaçağ yapım teknolojisi (alçı esaslı bir harç ve moloz tabir edilen kabayonu taşlarla yapılan inşaat) ile meydana getirilmiş bir yerleşmedir. Kenti sökmeye kalkışmak, onun yok olmasına neden olacaktır. Sökülen kent, harç ve taş parçalarına ayrıldıktan sonra taşındığı yerde özgün nitelikleriyle kurulamaz. Kaldı ki, sitin doğal biçimlenmesi taşınabilir mi, mağaralar ve som kaya kütlesi ile bütünleşen kale, nakledilebilir mi? Esasen, kalenin üzerindeki anıtlar ile kent merkezindeki tarih öncesi dönemlere ait kalıntıların taşınması, 'taşıma projesi'nin kapsamı dışında bırakılmıştır.

Kalkınma amaçlı yatırımlar ile 'öteki değerler'in korunması arasındaki dengenin kurulması işlevi, yalnızca hükümetlere bırakılmayacak kadar 'hayati' bir işlevdir. Türk üniversitelerinin ve meslek kuruluşlarının, bu işlevde 'insiyatif' sahibi olmaları, kaçınılmazdır.

Çağdaş devlet erklerinin sınırını, uygar birey ise haklarını kullanma özgürlüğünün sınırını bilmek zorundadır.

15.12.2006

Send Feedback Send as email

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.