ATLAS LOGO
HASANKEYFE SADAKAT
Sadakat Çağrısı
Doğal Alanlar
Arkeolojik Alanlar
Haberler
News
Basından
Fotoğraf Galerisi
Sadakat Yolcuları
Ziyaretçi Defteri
Mesaj sayısı: 559


Arkeolog Gözüyle
Oluş Arık'la söyleşi

Ankara Üniversitesi Sanat Tarihi Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. M. Oluş Arık, 1985 yılından bu yana Hasankeyf'in açığa çıkarılması ve korunması için çaba gösteren bilim grubunda önemli bir yere sahip. Bugün buradaki kazıyı yönetiyor.

Tevfik Taş

Taş: Yıllardır yoğun bir biçimde, Hasankeyf'le ilgileniyorsunuz. Türkiye, tarihi kentler bakımından zengin bir ülke, Hasankeyf bu zenginlik içinde nasıl bir öneme sahip?
Arık: Bugün eğer bir Türkiye sentezinden söz ediyorsak, bu sentezin başlangıç noktalarının, bütünlüğünü koruyarak bugüne gelmiş en önemli temsilcisi Hasankeyf''tir. Elbette, eğer çok önceleri diğer kentlere karşı daha dikkatli davranma bilincimiz olsaydı, bugün Hasankeyf'in başka akranlarından da söz etme şansımız olacaktı: Tarihi Harput, eski Malatya, eski Van gibi. Ama onları neredeyse büsbütün yitirmişiz.
Hasankeyf, İran ve İç Asya'nın; Doğu Akdeniz ve Mezopotamya'nın; sonraları Bizans'ın temsil ettiği Roma'nın birbiriyle kaynaştığı bütünlüklü tek merkezdir. Bu kaynaşma ticaret, mimari ve üretim alanlarındaki açık izleriyle olduğu kadar sosyal bilimlerde, sosyal antropoloji alanlarında da tanınabilir durumdadır. Hasankeyf tektir. Kimileri kadavra diyor. Kadavra da olsa tektir.
Taş: Eğer projelerde köklü bir değişiklik yapılmazsa Hasankeyf, Ilısu Barajı'nın altında kalacak. Bunun bilinmesinden sonra, çeşitli kurtarma biçimlerinden söz edilmeye başlandı. Bunlar arasında Hasankeyf'in daha uygun ve korunaklı bir yere taşınması da var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Arık: Hasankeyf, nasıl olursa olsun kurtarılmalı. Gerekirse sökülüp taşınsın. Kulağa hoş geliyor bunlar. Tılsımlı sözler! Ama üzerinde konuştuğumuz Hasankeyf oluşumunun gerçeği karşısında, bir teselliden ötesini söylemiyor.
Burası doğanın biçimlendirdiği bir coğrafya üzerinde, insan aklının ve emeğinin katmanlar oluşturduğu bir yer.
Mağara oluşumlarından ayrı yapılmış, kesme taştan birkaç bina, bir iki minare dışında neyi taşıyacağız? Olağanüstü genişlikte kaya kütleleriyle birlikte yükselen, hangi parçayı, hangi teknikle taşıyacağız?
Burası bir kent teknolojisidir. Bu Ortaçağ teknolojisini, üzerinde yükseldiği doğal oluşumu, hangi teknikle taşıyabiliriz; bunlar karanlık. Bugün gözle görülebilir yapıların altında, onları daha iyi anlamamızı sağlayacak öğelerden henüz haberdar değiliz. Birçoğunu tahmin bile edemiyoruz. Buradan bakınca, taşıma dendiğinde, tılsımlı bir demogojiden başka şey söylenmiş olmuyor. Kent dokusunu bir kilo domates gibi taşımaktan söz ediliyor gibi geliyor insana. Hele de en iyi durumda olan eserin üçte ikisi toprağın altında olan bir yeri konuştuğumuzda, bu daha da anlamanı yitiriyor. Belki milyonlarca olasılık düşünüldükten sonra...
Burada bazı önceliklerde ısrar etmekten başka geçerli yol yok. Bunların başında, Hasankeyf'in içerdiği bütün değerlerin açığa çıkarılması geliyor. Önce bu kenti, bu oluşumu, bu teknolojiyi bütünüyle anlamalıyız. Baraj dahil, bütün projeleri bunun üzerine kurmalıyız.
Şimdi biz kazı yaparken zamanla yarışıyoruz. Efes, Milet, Bergama gibi antik kentler neredeyse bir yüzyıldır kazılarak açığa çıkarıldı. Böyle bir kenti kazmak için bize verilen zaman ise, yalnızca birkaç yıl. Olanakların kıtlığından, esirgenmesinden söz etmekse gereğinden de çok yorucu olur. Baraj yapımı nedeniyle, bize sıklıkla şu söyleniyor: `Bir yerde bitirin. Bir noktaya gelince durun.' Nerede duralım? Osmanlı yapısının altında Selçuklu çıkıyor, onu ırgalıyorsun altında Assur çıkıyor. Söylesinler, hangisinden vazgeçelim!
Taş: Ama tümünün birden yok olmasına karşı da olsa bu yöntemi kabul edemez miyiz?
Arık: Barajın alternatifi var. Ama Hasankeyf'in alternatifi yok. Kuşkusuz burada her şey yok olacağına, bazı parçaların taşınıp kurtarılması iyidir. Bu nasıl olsa yapılır. Ama bunun yapılamayacak olan yanları, düşünüldüğünde, aslında neredeyse hiçbir şey yapılmamış olacak. Bazı örnekler vermek istiyorum:
İnsan yapısı eserlerin taşınması deniyor. Ama bu yapılar bir iki sanat ve mimarlık eserinden ibaret değil ki. Burada yollar, kanallar, kamu yapıları, semtler, temiz ve atık su sistemleri ve çarşıları söz konusu. Yani bütün dokusuyla bir Ortaçağ başkenti.

Send Feedback Send as email

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.
reklam alani